26 Ekim 2016 Çarşamba

Tutuklu gazeteci rekoru






















































































































Gazeteciiliğe adımımi atarken, 40 yıl sonra Türkiye' de 100"den fazla gazetecinin
( 133 ) hapiste olacağını, 100^den fazla medya organının kapatılacagını, 775 basın kartının ve 49
gazeteci pasaportunun iptal edileceğini bilemezdim..
Aradan yıllar geçti emekli oldum . Artık aktif gazetecilik yapamıyorum( iyi ki bu ortamda yapmıyorum )  ama hala haberlerden pek kopamıyorum ve Türkiye'de ya da dünya'da önemli bir olay olduğunda içim kıpır kıpır ediyor
Bazı arkadaşlarım meslekte 40 yıl geçirmiş olduklarını vurgulayınca, ben de evdeki eski belgelerimi karıştırdım ve  gazeteciliğe ilk adımımı 23 Kasım 1976'da  TRT Dış Haberlerde attığımı anımsadım. Yani benimki de 40 yıl olmuş. Acaba ben bu mesleğe başladığımda durum neymiş.
Merak ettim ve google'a " 1976 yılında Türkiye'de tutuklu gazeteci sayısı " diye yazdım , hiç bir kayıt bulamadım ama 1976 yılının olaylarına girince İstanbul'da 22 yayınevi sahibi ve kitap satıcısının gözaltına alındığını gördüm ama gerekçesini bulamadım.
Yıl 1976: Hiç Tutuklu gazeteci yok Yıl 2016: 100'den fazla Tutuklu gazeteci





















































































1976'da ise İstanbul1da 22 yayınevi sahibi kitap satıcısı gözaltına alınmış .

10 Ekim 2016 Pazartesi

Designated Survivor

Bir arkadaşım bana hep der ki "  şu Amerikan dizilerini seyrediyorsun ya....kafan karmakarışık oluyor " galiba bu sefer izlediğim dizi gerçekten kafamı karıştırdı.
Son izlediğim dizinin adı Designated Survivor. (Nasıl çevireceğimi bilemedim.... Belirlenen Survivor  mı desem yok yok Atanmış Survivor  daha iyi galiba,, Atanan Yetkili mi desem acaba yoksa Atanan Başkan mı demek doğru olur....öf bulamadın öneriniz varsa söyleyin lütfen) ABD Başkanı'nın yıllık geleneksel Birliğin Durumu konuşmasını Kongre'de yapacağı gün, olağanüstü bir durum olursa ( ülke Başsız kalmasın diye) yerine geçecek kişi belirleniyor.  Belirlenen bu kişinin olağanüstü durumda otomatik olarak Başkanlık görevini devralması gerekiyor. ABD Anyasasına göre , Başkanın yok olması durumunda görevi otomatik olarak Başkan yardımcısı ve o da ortada değilse sırada bulunan Meclis Başkanı devr alıyor..
Designated Survivor adlı dizi de , senaryo bu varsayım üzerine kurluyor.. Bir gün önce Başkan tarafından işten ayrılması istenen Şehircilik Bakanı daha önceden Designated Survivor olarak belirlendiği için, yetkili herkes bombayla öldürüldüğünden Başkan olarak atanıyor. Dizi, bu senaryo üzerine kuruluyor ve politik yaşamın ve Washinton'daki kumpasların çeşitli boyutlarını ele alıyor. Dizi halen Amerikan ABC televizyonunda yayımlanıyor ve 22 bölümden  oluşacağı sanılıyor.
Benim kafamı karıştıran, dış haberler ağırlıklı 40 yıllık gazetecilik yaşamımda bunu hiç duymamış olmamdı. Neyse, öğrenmenin yaşı yok.  Google sağolsun. Wikipedia'dan edindiğim bilgiye göre, ABD"de , bu uygulama. Nükleer savaş olasılığına karşı ,2. Dünya Savaşından sonra, Başkan'larının yemin törenlerinde  ve Kongre'de gerçekleşen  yıllık Birliğin Durumu konuşmaları sırasında uygulanmaktaymış. Nitekim, son olarak 12 Ocak 2016'da Başkan Obama'nın , Birliğin Durumu konuşmasında içgüvenlik Bakanı Jeh Johnson  kullanılmış.  Bu kişinin mutlaka Amerikan topraklarında doğmuş ,35 yaşını aşmış olması gerekiyor ve kabine üyeleri arasından seçiliyor.

ABD'de sağlık bilgileri  nerdeyse havada uçuşan 69 yaiındaki Hillary Clinton ve 70 yaşındaki Donald Trump arasında kıyasıya çekişmeyle geçen 8 Kasım'da yapılacak Başkanlık Seçimleri öncesinde bu bilgiyi sizlerle paylaşmak istedim.


22 Eylül 2016 Perşembe

Annemin elinin tadı

Çoğumuz, çocukken annelerimizin pişirdiği yemeklerin tadının aynısını yetişkinliğimizde hiç bulamaz ve hep arar dururuz.
Geçen gün annemin   Ankara'da İsmetpaşa Kız Enstitüsü'ne devam ederken 1949 yılından itibaren,
öldüğü 1978 yılına kadar tuttuğu yemek tarifleri  defteri ve çeşitli kağıtlar elime geçti,
Annemin aksine ben yemek yapmaya çok meraklı değilim.Ne zaman akrabalarımla ya da annemin tanşlarıyla beraber olsam bana " Ah  Nurten"in yemekleri efsaneydi " deyip dururlar.
Onlar öyle söyleyince ben de nedense gururlanırım.
Herp değişik yrmrk tarifleri


















































































































































































































































































































































































































































































































































































































23 Mayıs 2016 Pazartesi

Huzur

İsviçre'de olduğumu hayal ettim birden...Kafamı kaldırıyorum karşımda koca bir dağ,(Saka daği) sağa çeviriyorum şırıl şırıl dere akıyor, karşıya bakıyorum ışıl ışıl sazlar. Derede ördekler vrak - vrak ötüyor.
Azmak diyorlar bu dereye. Ayaklarımı şöyle bir sallandırıyorum; değmesiyle çekmem bir oluyor. Buz gibi...Sonra bir daha deniyorum, bir daha , bir daha ..... Direnince alışıyorum. Ayaklarım suda dairelet çizmeye başlıyor.Beraber seyahat ettiğim arkadaşımın eşi doktor dostum anlatıyor: "bu kadar soğuk suda kalan bir kişi hipodermiden ölür". Zaten serince bir bahar havası vardı o gün ama bu sözleri duyunca o dereye asla o gün girmemeye karar verdim. Seyahat arkadaşlarım  da benim gibi ayaklarını suya sotktular ve hep birlikte azmağın üzerindeki tahta iskelede oturup ayaklarımızıla diz hareketleri yaptık.Hele derenin dibine bakınca bu sefer iyice zevkleniyorum çünkü aşağısı yemyeşil bitkilerle dolu. Daha sonra, Marmaris'in bu şirin beldesi Gökova'nın incisi gibi ışıldayan Akyaka hakkında internette yaptığım kısa bir araştırma bu deredeki bitkilerin yendiğini şaşkınlıkla öğrendim.
Akyaka Gökova körfezinin doğusunda denize kıyısı olan Marmaris'in Ula ilçesinin bir mahallesi ve doğal olarak denize kıyısu var.
Ama,bence oraya asıl özelliğini veren azmak dedikleri dere, ördekler  akıntı, sazlar ve derede seyreden gezinti tekneleri..
Siyasi olaylar ve Ankara'da durmaksızın yağan yağmur içimi o kadar sıktıki 17 gün öncesini anımsayıp huzur bulmak istedim.

21 Mart 2016 Pazartesi

Sıkılmış havlu

İçim sıkılmış havlu gibi derdi anneannem. Ne demek istediğini pek anlamazdım küçükken. Yıllar geçti ve  ben  yetişkinliğe doğru yol aldım.
Şimdi ben de evin içinde  içim sıklmış havluya döndü diye dolanıyorum...
Bir süredir ruh halim öyle beter ki. Canım çok sıkkın . Biliyorum siz de öylesiniz.
Ülkece içinde bulunduğumuz çaresizlik , korku ve kaygı içimdeki " havluyu iyice sıkıyor."
Ankara ve İstanbul'da kalabalık merkezlerde bombalar patlıyor. Genç, yaşlı, kadın, çocuk masum çocuklar ölüyor ve yaralanıyor. Halk, terör korkusundan evlerine kapanmış. Herhangi bir ortadoğu ülkesinden farkımız kalmadı.  Ya Sur ve Cizre'de aylardır süren katliama ne demeli ; bilmiyorum. Galiba,Güney doğuda iç savaş tehkesi artık realiteye dönüşüyor!! Kadın şiddeti ülkede almış yürümüş. Çocuk taciz haberleri gündemden düşmüyor. Hukuksuzluk diz boyu. Akademisyenler, gazeteciler yok yere tutuklanmış. Bazı basın kuruluşlarına el konulmuş. Hırsızlık ve yolsuzluk almış yürümüş. Hırsızlar ellerini kollarını sallayarak dolaşırken,  2-3 yıl öncesine kadar hükümetin işine yarayan parallelci işadamları tutuklu ve Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle tweet atanlara bile dava açılıyor
TBMM ise fezlekeleri gündeminde tutmaya kararlı. Bence, AKP'nin asıl amacı HDP'yi kapattırmak.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın felsefesi ise bence çok açık "  amaca ulaşmak için her araç meşrudur"Şimdi  bir de Anayasa Mahkemesine taktı. Can Dündar ve Erdem Gül'ü yeniden tutuklatmak istiyor.   Başbakan  Ahmet Davutoğlu'da Tayyip Erdoğan'ı.kuklası olarak başarılı Kayseri Pazarlığı sayesinde daha fazla Suriyeli mülteci karşılığında ülkeyi 6.6 milyar Euro'ya sattı.

Off sorunlar saymakla bitmiyor.  Çok canım sıkılıyor. Havluyu bir daha yıkasammı acaba?



16 Mart 2016 Çarşamba

Ankara'nın bahtı kara mı?

Kelek Ankara....Ankara köyü.....İki lafımdan biri bu , Ankara'dan söz ederken Bu nitelemelerimle yakın çevermdekileri ve özellikle İstanbul ve Bodrum'da yaşayan arkadaşlarımı hep güldürürüm aslında.
Rahmetli teyzem bu sözlerimi duyunca hep " fındık kabuğundan çıkmış kabuğunu beğenmez " derdi..Çünkü doğma büyüme Ankara'lıyım aslında. İlk, orta.,lise ve üniversite eğitimimi bu şehirde tamamladım. Hatta ilk çalışma yaşamıma da burda başladım. Yaklaşık 20 yıldır da yine burda yaşıyorum. Araya 10 yıl İstanbul ve 6 yıl da New York girdi .Ankara'dan söz ederken küçümser bir edayla konuşmamın bir nedeni bu olsa gerek. Bir de buna 22 yıldır süregelen Melih Gökçek'in Belediye Başkanlığı'nn Ankara'yı bir kasabaya dönüştürmesi olgusu eklendi.  Kültür Sanat faaliyetlerinde de eski günlere göre epey arka plana düştü. Eski bir Ankara'lı olarak ben de öfkemi Kelek Ankara diyerek çıkarıyordum işte. Yoksa burası elbette benim için değerli.

13 Mart akşamı Kızılay'da patama olduğunda, 40 yıl öncesini düşündüm ve" ben de orada
olabilirdim " dedim Kızılay - Çankaya dolmuşları ayn yerden kalkardı.Okul'dan eve dönerken  Cebeci -Bahçeli hattında işleyen dolmuşlardan Kızılayda iner sonra karşıya geçer ve Atatürk Bulvar'ında Çankaya hattında işleyen dolmuş durağında sıraya girerdim.. Ama o zaman cep telefonu yoktu. Eve telefon edip " bir şey lazım mı " diye soramazdım ...
1970!lerden söz ediyoruz..  O  zaman iç savaş tehikesi yoktu ki,,,, güneydoğu!da neler olup bittiğini  de pek bilmezdik  PKK ve İŞİD yoktu. Tayyip Erdoğan da yoktu.!!!!
5 ay içinde 3 ayrı terör saldırısı da olmamışrı ve yüzü aşkın kişi de ölmemişti.
Başkent ilan edilmesinden sonra ( 13 Ekim 1923 }Cumhuriyet'in ılk yıllarında bestelenen " Ankara ...Ankara... Güzel Ankara ...Seni görmek ister her Bahtı Kara diye başlayan marş, artık 2016 Mart!ında Ankara'lılarun bahtlarunın karardığınıo mı gösteriyordu?